top of page

Özofagus Atrezili Çocuk Büyütmek - 5: HAYIR diyebilmek

Özofagus atrezili bir çocuğunuz varsa temelde en çok kullanacağınız kelimelerden biri bu oluyor. (Özel not için yazının sonuna bakınız.)


Henüz bebeğiniz küçükse ve konuşmaya başlamadıysa bunun ciddi bir sorun olduğunu düşünmeyebilirsiniz. Ancak iki yaş sonrasında, çocuğunuz bir gördüğü şeyi unutmayıp aklında tutmayı becerdikçe işin ciddiyeti ortaya çıkmaya başlayacak, çocuğunuzu sosyal ihtiyaçları doğrultusunda topluma karıştırdıkça da işin ciddiyetini zorla kavrayacaksınız.


Tabii bunu bu kadar kesinlikle iddia etmemin sebebi atrezili çocukların %80’inin reflü şikayeti olduğunu duymuş olmam ve maalesef tıp camiası dahil neredeyse hiçkimsenin bundan haberi olmaması. 


Sorun/problem dedim ama aslında ölümcül bir mesele de değil (ki bu yazıyı okuyorsanız siz de benim gibi çoktan yaşam odaklı olmuşunuzdur). Bu yazıyı hayır demeye hazırlanmanıza ve hayır dediğinizde kendinizi kötü hissetmemenize yardımcı olmak için yazıyorum.

Bilimsel bir giriş yapacağım. İnsan bebeklik döneminden itibaren çevresini ihtiyaçları ile ilişkili olarak aklında tutar: Ben burada güvendeyim, burada uyuyabilirim, burada üşümem ve burada yiyecek var. Burada yiyecek var kısmı şöyle oluyor “burada çok lezzetli bir yiyecek var”. DM’nin gelişim sürecinde, onu arabayla bir yerlere götürürken mesela ona dondurma aldığım yeri hatırladığını ancak etek aldığım yeri hatırlamadığını gördüm. Dondurma aldığımız yere yaklaşırken de heyecanlanıyordu ve bazen beni kandırıp (evet-2-4 yaş arasındayken beni kandırıp) orada mola vermemi sağlıyordu. Yani çocuğunuz ek gıda dönemini tamamlayıp gittiği yerleri aklında tutabilmeye başladığında oyun-oyuncak ile birlikte orada ne yiyebileceğini de hatırlayacak. 


Aynı durum insanlar için de geçerli. Ona çikolata ikram eden teyze, ona çay içiren amca gibi. 


Olası senaryolar genelde şöyle oluyor: (1) misafirliğe gidiyorsunuz ve o çok sevecen komşunuz dandik bir çikolata çıkarıp siz “ah” diyemeden çocuğa veriyor. O an ne çocuğun ağlamasını ne komşunun kalbini kırmayı göze alamıyor ve ucundan tattırıyorsunuz. Sonra çocuğunuz gerçekten o teyzeyi çok seviyor ve tekrar gitmek istiyor. Çünkü o geceki reflüsünün lanet ucundan çikolata yüzünden olduğunu bilmiyor. Siz de komşunuza senin yüzünden çocuğum hasta oldu diyemiyorsunuz. O komşuya bir daha gitmemek maalesef en iyi çözüm haline geliyor. (2) Markete gidiyorsunuz ve reyonlar arasında gezerken çocuğunuz reklamlarda gördüğü ve süper sağlıklı denen xxx katkılı ve mısır patlaklı yoğurttan istiyor. O an alışverişe devam etmek için alıyorsunuz, ne de olsa bangır bangır sağlıklı diyor ve siz bunu sadece bir seferliğine yapıyorsunuz. Yani öyle sanıyorsunuz. Bundan sonra her markete gittiğinizde çocuğunuz gözleri o rafları arayacak...
Reflü besin takılmasını, besin takılması reflüyü tetikler. O yüzden siz hangisinin neden olduğunu anlamadan birden çocuğunuz rutin olarak kusmaya başlayabilir. Bir adi çilekli dondurma 3 haftanıza mal olabilir. Sürekli reflü, bırakın özofagus atrezili yavrumuzu, yetişkin bir bireyin bile yemek borusunu daraltabilir. 


HAYIR DEYİN!


Öncelikle eşinize, dostunuza, akrabanıza biraz da üzülerek ve abartarak çocuğunuzun mide hassasiyetini anlatın (Atreziden, ameliyat süreçlerinden herkese bahsetmek zorunda değilsiniz, geçti gitti. Atrezisiz bir sürü reflülü çocuk var... Ne siz zor günleri hatırlayın, ne de saçma sapan önerilere maruz kalın). Gerekirse korkutun. Biri çantasına, mutfağa davranırsa “önce ben bir bakayım” deyin, “tok geldi” deyin, “ay yeni kustu” falan deyin ve bu atağı geri püskürtün. Sokaktaki tanımadığınız insanlara ise gayet sert konuşabilirsiniz. 

 

HAYIR DEYİN!


Kendinize ve eşinize deyin. Kendiniz de eşiniz de çocuğunuzun reflüsünü tetikleyen yiyecekleri evinizden, hatta hayatınızdan çıkarın. Sonuçta kola, cips, hazır domates sosu, gofret, meyveli paket sütler zaten gereksiz şeyler. Bir çocuğa ekmek, peynir, zeytin reflü yapmaz, katkılı ve sindirmesi zor yiyecekler yapar. Onlar da hayatınızda olmayıversin...
Çocuğunuz bir süre sonra yanında bir arkadaşı koca nestle paketini yediğinde kendini yalnız hissetmemesi için bunu yapmanız gerekiyor. Eve almayın. Gün içinde görmesini engelleyin. O yiyeceklerin ortada olduğu bir eve gidiyorsanız onları kaldırmalarını rica edin (evet bazı evlerde m&m makinesi var. Çoğu evde abur cubur çekmecesi var...). Biz gazlı içecek, cips, çikolata, meyve suyu, meyveli süt tüketmiyoruz, eve almıyoruz. Bizim yerimiz pazar, pazar alışverişi yapıyoruz, evde pişiriyoruz. 
Argümanım şu: “Biz sağlıklı beslenen bir aileyiz annecim.”
Biz diyeceksiniz. Sen demeyin. Ayrışmak, farklılaşmak çok ağır bir duygu. Hele ki ilk sosyalleştiği dönemde çocuğunuzu yıpratabilir.
“Biz bunları yemiyoruz annecim, biz sağlıklısından yiyoruz annecim, ben onu sana evde yaparım annecim.” 
Eşiniz de ısrarla eve alıyorsa dırdırdır beyninin etini yiyin ve aldırmayın. Acımak yok! 
Ve tıpkı başka ailelere özenen ergenler gibi size “ama nnn çikolata yiyor anneeaaa...” diyecek. O bölüm aşağıda 

 

HAYIR DEYİN!


Çocuğunuza hayır deyin. Diyeceksiniz, kaçış yok. 
O marketteki insanlar size aşağılayarak bakacak, aileniz arkadaşlarınız ne kadar da sertsin diyecek, anneanne-dedeler gizlice çikolata verecek.... İçinizden küfredin, dışınızdan “her evin kuralları farklı, biz yemiyoruz” deyiverin.
Sokak ortasında ağlamalı kavgalar yapacaksınız, geceleri o uyuyunca ağlayıp rahatlayacaksınız... Ama hayır deyin. Dünyanın sonu değil. 

 

Ve o güzel velet emin olun buna alışacak ve kendini korumak için çabalamaya başlayacak. Sizin gösteremediğiniz sabır, güç onun içinde var. Taptaze o. Her tür şeyin tohumu içinde. Hangisini sulayacaksınız, karar verin. “Ay küçük tabi dayanamıyor yazııııık” diyerek zayıflık da normaldir tohumunu mu “daha küçüksün ama bunu başarabilecek kadar, kendini koruyabilecek kadar” güçlüsün diyerek sen herkesten güçlüsün tohumunu mu? Siz çocuğunuza inanın, ben kefilim başaracak. 


E tabi bu süreç biraz zor. Çocuk dönem dönem sizden nefret ediyor. Siz de kendinizden nefret ediyorsunuz. Herkes size manyak diyor. Ama onu saatlerce kusarken sadece siz görüyorsunuz, boşverin başkalarını... Çocuğunuza da söyleyin sebeplerini. Bak bu da önemli, paragraf başı yapayım.


Sen hastasın demeyin. “Bazı çocukların midesi hassas olur mesela deniz’in, efe’nin, gülsemin’in...” deyin. “Beni de araba tutuyor” deyin. “Ege’nin astımı var” deyin. 


Ama en önemlisi “Ben senin annenim ve seni korumak benim görevim. Bu bir kural ve ben bunun dışına çıkamam.” demek. Daha da uzadığında bunu da açıyorum ben, “seni korumazsam kötü bir anne olurum, sana bile bile zarar veremem” diyorum. 
Ah bir de bunun bir üst versiyonu var. Ben DM’ye kendini bir çok alandan korumayı öğretmenin bir annenin görevi olduğunu söyledim (Meseleyi beslenmeyle sınırlamamak da iyi bir taktik). Çünkü öyle. Bunu bir çok insanın yapamadığını ama onun çok iyi gittiğini ve bunu başaracağını söyledim. Eskiden zararlı şeyler yediğimi ama zararını öğrenince sabrettiğimi ve öğrendiğimi söyledim. Babasının da sigarayı o doğunca bıraktığını söyledim. 


Siz de onun anlayabileceği bir dille dürüstçe anlatmaktan vaz geçmeyin. Neden mi?


Çünkü iyiye gidecek. Çünkü çocuğunuz vücudu izin verdiği büyüklükte, oranda, hızda ve doğru şeyleri yemeyi öğrenecek. Bu süreci 6 yaşından sonra kendi yönetecek. 


Ola ki çok kötü hissetti, çok yalnız. Sarılın beraber ağlayın. Gelecek güzel günlerden bahsedin. Her gün yemese de az az bir gün yiyebileceğini anlatın. Aştığınız engelleri hatırlayın, nereden nereye geldik diye. Onun hatırladıklarıyla ve iyi hikâyelerle sınırlı kalın (Artık hangi yaşta neyi bilmeyi kaldıracağını siz daha iyi bilirsiniz, ona karışmıyorum). Örneğin “Ne kötü hasta oldun” yerine, “Ne kadar büyük bir hastalık geçirdin iki hafta önce ama bak iyileşmeyi nasıl da başardın!” deyin; “Geçen yıl hastanede serum almak zorunda kalmıştın ama bu sefer evde iyileşmeyi başardın...” deyin. Sürece ya da başlangıca değil, sonuca odaklanın ve ona da bunu öğretin. 

 

HAYIR DEYİN! (OLUMLU SONUÇLARI DA UNUTMAYIN...)


Tamam bizimki özel bir mesele ve çocuğumuza sağlık nedeniyle sürekli sınırlar koymak zorundayız. Ancak belki de çok fakir bir aile olsak sadece bahçede yetiştirdiklerimizi yiyecekti ve beslenme rutini aynı olacaktı. Ve biliyoruz ki bizim de tanıdığımız ve bu şekilde büyüyen çocuklar daha olgun, çalışkan, tatminkar, huzurlu ve mutlu oluyor. Sınırlar çocukları güvende hissettirdikleri gibi aynı zamanda onların hayatta her istediklerinin olmayacağını da öğrenmelerini sağlıyor. 100 kere hayır dersiniz, 5 tanesini hatırlar ama herşeyi elde edemeyeceğini de öğrenmiş olur. Yeni nesil ebeveynlikte küçük prensler ve prenseslerin istedikleri her şeyi başaracaklarının öğretildiğini biliyorum ama o çocukların hepsi formula yarışçısı ya da balerin olmadı değil mi? Özgüven vereceğiz diye saçmalamanın alemi yok. Bizim çocuklarımız istesinler ya da istemesinler erken olgunlaşan ve hayatın kıymetini bilen çocuklar olacak. Bu iyi bir şey...

 

SONUÇ


Siz bunca hayır dedikten sonra sonuç rezalet bir sosyal yaşam olmayacak ya da eşiniz ve/veya aileniz sizden tiksinmeyecek.
O eleştiren herkes sizin çocuğunuz sakince o hediye edilen gofreti gelip size teslim edince “ayy maşallah ne kadar akıllııııı” deyiverecek. “Bizimki hayatta böyle uslu davranmaz...” diyecekler, çocuğunuzu yüzüne karşı öveceler. 


O çocuğu çok sıkıyor çok azcık rahat bıraksa diyen akrabalarınız “ama çocuğuna ne iyi baktı, ben böyle kararlı anne görmedim” diyecek. 
Ki bunlar önemli değil... Hani kafanıza bazen takılıyorsa diye yazdım. En iyisi öncesini de sonrasını da duymamak. 

 

Önemli olan şu;


Evladınız da bir gün gelip diyor ki “Annnneeeeaaa bütün bunları beni korumak için yaptığını biliyorum ama biraz da izin ver artık, çok canım çekti.”
Ve buna karşılık siz de bir gün diyorsunuz ki “Bu günlerde çok iyi beslendin ve kendine iyi baktın. O yüzden bence bundan biraz yiyebilirsin zaten. Ne dersin, sence de biraz yiyebilir misin, miden buna hazır mı?” 
Ve o biraz yer.... Zaten fazlasını reflüsüz bir çocuk da yememelidir. 


O yüzden sonuçta, her şey yolunda. 


Sadece bunu görmek için geçmişe ve o ana değil, ileriye bakın. Bu sizi sağlıklı yaşama götüren bir süreç ve daha dikkatli davranarak büyümek hasar bırakmaktan çok uzun vadede daha özgüvenli ve sağlıklı birer bireye dönüşmenizi sağlayacak.

 

Hep ileriye bakın ve ileriye beraberce bakın... 

Özel not: Burada tek majör anomalisi yemek borusunda olan bir çocuktan bahsettiğimi vurgulamak istiyorum. Daha fazla farklılıkla mücadele ediyor olabilirsiniz, bu yazım tabii ki deneyimim olmadığı için sizin tüm sorunlarınıza hitap etmiyor, hatta tamamen saçmalık olarak kalıyor da olabilir. Umarım içinizi acıtmamışımdır ve umudunuzu azaltmamışımdır. Umarım sizin ve evladınız için de her gün bir önceki günden daha iyi olur...

© 2023 by My site name. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
  • RSS Classic
bottom of page