top of page

Minik Amazon Kadınım

Bizim hikayemiz zor bir gebelik süreciyle başladı aslında. Çok detaya girmeden, özofagus atrezisi ile ilişkilendirerek anlatmaya çalışacağım.

Gebelik testini yaptıktan iki gün sonra kanamalarım başladı ve şiddetlendi. Her ciddi kanamada kontrole gittik. 14. Hafta kanamalar durdu ama 20. haftada toplam 21 kere kontrole gitmiş, acile gittiğimiz için 9 farklı doktora muayene olmuştum. Sonunda çok çok saygı/sevgi duyduğum doktorum Cemil Hocam haklı çıktı ve gebeliğim devam etti. 

Rahim içerisindeki suyum hep fazlaydı, kızım rahat rahat hareket ediyor, büyüyordu. Gelişimi ilk haftadan itibaren SAT tarihinin bir hafta gerisinden gitti. (Bu gerilik 3 haftaya kadar normal kabul edilirmiş.) 25-26. Hafta detaylı ultrason için İstanbul’un en iyi perinatologularından birine gittik. Sağolsun içimizi kararttı. Bebeğin gelişiminin hep geriden geldiğini söylesek de gelişim geriliği tanısı koydu ve 30 hafta civarında doğum yapacağımı, bebek 2 kilo olursa şanslı olacağımızı söyledi. Bebeğim yaşarmış, öyle demiş eşime (yine çok sinirlendim!). Bir de kızımın böbreklerinde bir anomali fark etti, bunun için 45dk ultrason yaptı ve sonuçta kendi üniversite hastanesindeki ürolog ekibine görünmemi, pazartesi günü gidebileceğimi söyledi.
Kontrol çıkışı eşim bana doktorun dediklerini anlatınca çok sinirlendim. Ürolog kontrolüne gitmem de bebeğim için değil ürologların vaka görmesi için faydalı olacaktı. Eşim bir süre gidelim dediyse de gitmedim o kontrole. 

6. aydan sonra gebeliğimin seyri tamamen normaldi (düşüp ayağımı alçıya aldırmam dışında :)). Normal doğum yapabilirim dedim, doktorum beni destekledi ama kızım doğum yoluna girmedi, yan gelip yattı. Sonuçta gelişimine göre 39+5’te sezeryan yapmaya karar verdi doktorum. Ben zaten normal doğumdan fena halde korkmuştum. Hem acıdan, hem de hastaneye yetişememekten. Bebeğe içimdeyken bir şey olmasından çok korkuyordum nedense. Sezeryan daha güvenli diye eşim de bastırıp duruyordu zaten :)… Bir de hep bebek yoğun bakım üniteli bir hastane seçmek istedik ve sonuçta da öyle yaptık.
Ben epidural sezeryan tercih ettim kızımı hemen görüp kucaklamak için. Doğuma gülerek girdim. Sağ salim oraya kadar geldiğim için çok mutluydum. Bebeğim karnımdan çıktığında hemen ağlamadı, bir iki saniye bekledi belki. Sonra sesini duyduk :). Ama ağlama sesi gargara yapar gibiydi, hırlıyordu. Eşim fark etti ama konduramadı, doktorum da o an bir şey yok dedi. Sonra gerekli ilk kontrollerde yemek borusundaki tıkanıklığı fark ettiler. Bebeği sardılar, bana uzaktan gösterdiler ve koşarak yoğun bakıma çıkardılar. Ben uyumuşum, dikiş attıklarını hatırlamıyorum bile. Uyanınca odama çıkardılar. Ameliyat sonrası ağrım oldu ama ağrı kesici almak istemedim, sütüme geçmesin diye. 2 saat geçti, bebeğim gelmedi. Hepimiz neşe içinde beklemeye devam ediyorduk. Eşim ortadan kaybolmuştu. Sonra anladım bir terslik olduğunu. Eşim doktor olduğu için ona detaylı anlatmışlar. O da gelip bana anlatmak istedi ama o hengamede ağabeyleri de yanındayken haber verdi. 

Kızımın yemek borusunda bir kopukluk vardı. Ayrıca yemek ve soluk boruları arasında da bir bağlantıdan kaçak oluyordu. Daha sonra Cemil Hoca bu nedenle ultrasonda midesinin normal gözüktüğünü söyledi. Mideye sıvı bu kaçaktan gitmiş yemek borusu yerine. O hastanede (Acıbadem Bakırköy) olmasını onayladık ve süreç başladı. Latif Abbasoğlu hocamız, abimiz yaptı ameliyatı. 4-4.5 saat sürdü. Ameliyat esnasında benim doğum sancılarım tuttu. Hem hastanede hem de şehrin bir çok köşesinde dualar ettik dostlarımız ve ailemizle. Ameliyat bitti. Yemek borusundaki ilk dikişler iyi olmadığı için Latif abi onları söküp beklemiş ve sonra uygun görünce yeniden dikmişti. Artık bu dikişlerden kaçak olup olmayacağına bakacaktık. İkinci gündü sanırım, kaçak olduğu kesinleşti. Toraks tüpü kaçaktan sızan tükürüğü göğsünden alıp dışarı veriyordu. Tüpten gelen tükürük azalırsa bu kaçağın iyileştiği anlamına geliyordu. 5. Gün hastaneden eve gönderdiler beni. Sütümü saklayabilmek için gitmek zorundaydım, gittim. Ondan sonra her gün iftar saatinde Gebze’den Bakırköy’e gittik. Kızım iyiye gidiyor, tutunuyordu. Tüpten gelen tükürük 6. Gün azaldı ama heyecanla kontrol filmi çeken doktorumuz tüpün tıkandığını gördü. Ateşi yükseldi biraz. Sepsis riski vardı. Antibiyotik vermeye başladılar. Zaten yüksek dozda morfin ve sakinleştirici alıyordu. Durumu iyiye gitmedi. Korktuk. Ben hala süt alamadığı için çıldırmak üzereydim. Artık Latif abiye “süt ver” demeyi kafaya koymuştum. 10 günlükken sabah bir dostumuz aradı (İlker A.), yoğun bakım hemşirelerinden süt verdiklerini öğrenmiş. :) Ne büyük mutluluk. Kucağıma almış kadar mutlu olmuştum. :) O gün hastaneye sevinçle gittik. Kızımız hızla iyileşmeye başladı. 14. Gün kaçak kapandı. Yavaş yavaş ilaçlarını azalttılar. Tüpleri çıkardılar birer birer. Beslediler. Giydirdiler. Beklediler bizimle hemşire ablaları, doktorları. Sonunda 21 günlükken hastanede kucağıma aldım. Tam istediğim gibi, eşimle baş başa yaşadık o anı. (Bekleme süresinde de ben hep eşimle kalmak istemiştim… Herkesin ihtiyacı değişik oluyor böyle zamanlarda...)

DM 3 ve 4.5 aylıkken iki balon dilatasyon operasyonu geçirdi. Bunları kısa süreli ve endeskopik müdahaleler. Yalnız annesi gibi süte düşkün kızımı aç karna 2 kere götürmemiz onun tüm uyku düzenini mahvetti ve hala da düzene koyamadık. 6 aylık olana kadar reflü engellemek için Gaviskon kullandık. 6 aydan sonra herhangi bir ilaç almadı. Balon dilatasyonları başarılı olduğu için (bu başarı hemen emmesini gözlerken fark ediliyor, rahatlıyor birdenbire…) beslenmesinde de dikkatli gözlem yapmak dışında özel bir uygulama yapmadık. Ben çok çok organik ve sağlıklı beslenmeye çalıştım. Az da yesem iyi şeyler yedim. Kızıma da ek gıdasını hep taze ve doğal şeylerle hazırladım, hazırlıyorum.

Bugün kızım 1 yaşında. :) 2-3 yaş civarında bir dilatasyon daha gerekli olabilirmiş. Katı gıda denemelerimizde boğazına bir şeyler takıldığı oldu ama onlar benimkine de takılabilirdi belki :) Yani yaşananları ve yaşayacaklarımızı sakin ve olumlu karşılamaya çalışıyoruz. Zaten aslında biz bir şey yaşamadık. Bu hastalığı DM yaşadı. Bizse sadece onun yanında tüm gücümüzle durduk ve ona en doğru/iyi biçimde destek olduk. 

Umarım bu yazı annelere umut olur, güç verir. Umarım tüm bebekler sağlıkla annelerinin kucağına kavuşur ve böyle günlerde yaşadığı acılar unutulur…. Ve daha 100.500 tane şey umuyorum. :)

 

Ağustos.2012

© 2023 by My site name. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
  • RSS Classic
bottom of page