top of page

Özofagus Atrezisi ve Anaokulu, Kreş Meseleleri 2

DM anaokulunda 2 ayını doldurduktan sonra gidişat kendiliğinden değişmeye başladı ve ben de buna uyum sağladım.

Öncelikle 3 sene evde benimle cebelleşmiş bir çocuk olarak DM'nin kreşe bayıla bayıla gittiğini söylemeliyim. Bu nedenle orada beslenmesi bir gereklilik halini aldı.

DM kreşe kahvaltısını edip gidiyordu. Her akşam o yattıktan sonra kahvaltısını hazırlıyor ve dolaba koyuyordum. Minik peynirler, zeytinler, ilaçları, menemen için domates ve süt. Bütün bunları yavaş yavaş yedirip saat 10 gibi onu okula bırakıyordum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğle yemeği saati gelmeden de annem ve babam onu alıyorlardı. Bir gün geç kaldılar ve benden okulu aramamı istediler. Okulu arayıp yemeği öğrendim ve annemler gelene kadar DM'e biraz çorba içirmelerini rica ettim. İlk kez okulda şehriye çorbası içti. Annem beni onu okuldan sağsalim aldığını söylemek için arayana kadar yüreğim hep ağzımdaydı ama bekledim. Müdahale etmedim.
Ertesi hafta yine bir gün daha annem ve babam geç kaldılar ve DM yine bira çorba içti.

DM'nin öğretmenleriyle yemek organizasyonunu gerçekleştiremeden onun okulda yemek yeme sürecini başlattık. Öncelikle sadece çorba ve az biraz ekmek yiyerek başladı. Sonra pilav da listeye katıldı. İki gece uğraşıp 3 sayfalık bir rapor hazırladım. DM'nin yiyebildiği büyüklükteki yemeklerin fotoğraflarını çektim. Sonra maddeler halinde kaç cm büyüklükte yiyebildiğini, hangi kaşığı ne kadar doldurabileceklerini, üst üste kaç kaşık verebileceklerini yazdım. Ona hangi besinlerin reflü yaptığını yazdım. Ve en önemlisi de takılma anında yaptığı ona özgü hareketleri, jestleri ve nasıl kusmaktan korkmadığını yazdım. Raporu okula verdim ve DM orada her gün yarım porsiyon yemek yemeye başladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her ne kadar benim kadar dikkatli olabileceklerini düşünmesem de (çünkü annesi benim :) ) okul müdürünün DM'nin orada yemek yiyebilmesini gerçekten ciddiyetle takip ve talep ettiğini söylemek isterim. Bunu da maddi kaygılardan çok onun bireysel/sosyal gelişimi ve okula uyum sağlaması için istediğini düşünüyorum. DM'nin sınıf öğretmenini düzenli olarak bilgilendirdiğini de sonradan öğrendim. Ancak bu öğretmenin bize haber verilmeden değiştirilmesi de beni tedirgin eden bir döneme girmemize sebep oldu. Hem kuruma hem de yeni öğretmene güven duymakta zorlanıyorum şu an. Ama konumuz bu değil.

Yiyecekler ve yeme biçimi ile ilgili raporumun yanı sıra yemek listesine göre her gün okulu bilgilendirdim ve çorba olmayan günlerde okula önceden evde hazırladığımız konserve çorbalardan bıraktım.

DM'yi kahvaltıdan sonra bırakıp öğle yemeğinden sonra almaya başladık. Ve öğretmeni ayrılana kadar da aslında iyi gittiğimizi düşünüyordum.

Ancak okuldaki 3. ay itibariyle DM sürekli hasta olmaya başladı. Okuldan sıra sıra kaptığı, hiç bir antibiyotiğe yenilmeyen ve sürekli ateş yapan virüsler gittikçe bağışıklık sistemini yerle bir etti. Ve reflüsü yeniden hortladı. 3 saat boyunca 10 saniyede bir geğirdiği günler oldu. Kusmadı belki ama sürekli mide sıvısı ağzına geldi. Boğazında, soluk borusunda ve akciğerlerinde sürekli enfeksiyon olmaya başladı. Reflüyü yendik enfeksiyon hortladı, onu yendik ilaçlar yüzünden reflü hortladı. Antibiyotiklerin reflü yaptığını anlayınca çaresiz kaldık. Yavaş yavaş ama çok zor iyileşen bir çocuk oldu. Malesef...
Son iki aydır sadece haftada 2 gün okula gidebiliyor, geri kalan sürede ise hasta. Hatta sürünüyor...

Yani anaokulu sürecimiz beslenmesi açısından iyiye gitse de reflüsünün kontrol edilemez biçimde geri gelmesi ve diğer tüm hastalıklarla ilişkili olarak devam etmesi sağlığını kaybetmesine sebep oldu.

Şu an baharı iple çekiyorum. Belki mikroplar azalırsa reflüsü de azalır. Ve o da mutlu mutlu okuluna gider... Umarım.

Umarım...

 

Mart. 2015

© 2023 by My site name. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
  • RSS Classic
bottom of page